Bilgisayarıma yeniden Windows kurmamı sağlayacak tek bir neden vardı: GTA4

Beklenen oyun çıktı ve ben kısa bir süreliğine de olsa Windows’a geri döndüm. Ama Windows’un bana yaşattığı ızdıraplarda beraberinde geldi.

Önce daha az sistem gereksinimi olduğu Windows XP kurdum. Ancak Ekran kartımın sürücülerini bulmak hiç de beklediğim kadar kolay olmadı. Bulduğum sürücüler hatalı çıkınca ekranım “4 renk” olarak çalışmaya başladı. Üretici “XP desteği” sağlamadığı için resmi sürücüleri de bulamadım. Allah’tan geçmişten gelen alışkanlıkla elimde bulunan eski sürücüleri yedeklemiştim. Lafı uzatmayayım, sürücüleri ve oyunu kurup GTA4′ün keyfini sürmeye başladım (yaklaşık 4 saatlik bir uğraş sonucunda).

Ama Windows eziyetim sona ermemişti. Dün sabah bilgisayarımı açtığımda bilgisayara virüs girdiğini gördüm. “Neyse” dedim, “Gülü seven dikenine katlanır”. Bilgisayarıma güzel bir virüs temizliği yaparak termtemiz ettim ve bilgisayarı yeniden başlattım. Ama o da ne; bilgisayarım artık açılmıyordu. İşletim sistemi sürekli açılmaya çalışıyor ama beceremiyordu.

Bende bari şu meşhur Windows Vista’yı kullanayım diyerek bilgisayarla birlikte gelen DVD’yi yerleştirdim. Sevgili Vista bütün diskimi silerek kendine göre bölümlere ayırdı, yani bütün dosyalarım silinmişti. Ben buraya süreleri yazınca bazılarına abartı geliyor, onun için süre tuttum. 18:30 da başladığım kurulum, sürücülerin yüklenmesi işlemiyle birlikte tam olarak 20:35 de sona erdi. Yani iki buçuk saatten fazla bir süre tuttu.

Bu sabah bilgisayarımı açtığımda sevgili antivirüs programım bir sürü virüs bulmuştu. Daha internete bile girmemiştim halbu ki.

Her neyse, şuan da sevgili Vista’m çalışmıyor. Buradan Bill Amca ve ekibine sevgilerimi gönderiyorum.

Artık tek çarem muhasebe bilgisayarıma bir ekran kartı almak, Çünkü kişisel bilgisayarıma tekrar Windows kurup kafayı yemek istemiyorum.

Biz Pardus’cular virüs, malware, spyware vb. nedir pek bilmeyiz; ama Windows’cu dostlarımızın en çok başını ağrıtan konular bunlar.Öyle ki bilgisayar sitelerinin hepsinde neredeyse her gün yeni virüs haberleri yayınlanıyor. Son trend rogue antivirüslerle ilgili bir haberi daha önce yayınlamıştım. Son günlerde ise windows kullanıcılarının yeni korkusu botnet.

Yapılan bir araştırmaya göre internete bağlı bir bilgisayara ortalama 15 dakikada virüs yerleşiyor. Tabii ki bu araştırma windows yüklü bilgisayarlar için geçerli :)

Bilgisayar zararlıları tek tip olmadığından korunmak da pek kolay olmuyor. Örneğin sisteminizi antivirüs programı olsa da bilgisayarınız güvende değil. Bunun yanısıra anti-malware, anti-spyware, anti-adware, anti-hijacker vb programlara ihtiyacınız var.

Hal böyleyken güvenli sörf için iki seçeneğiniz var:

Ya bilgisayarınızı aşağıda ki karikatürde gördüğünüz şekilde kullanacaksınız:

securebrowsing

Ya da aşağıda ki işletim sistemini kullanacaksınız :)

windowslivewriternedenpardus-ee8dpardus-tescil-thumb

Windows’un sıkıntılarında  bunalmış müşterilerime Pardus öneriyorum, ancak genelde “Windows daha kolay” türü bir cevapla karşılaşıyorum. Eh hala insanlarımızın pek çoğunun Pardus’u MS-DOS türü bir işletim sistemi sanmasının bu düşüncede büyük payı var. Ben de elimde atıl olarak duran bir bilgisayarı işyerinin ortasına koydum ve şimdi müşterilerim Pardus’u deneme fırsatı buluyor.

windowslivewriternedenpardus-ee8dpardus-tescil-thumbArtık onlar Pardus’un nasıl bir işletim sistemi olduğunu görebiliyorlar. Ben de acaba söyledikleri doğru olabilir mi diye düşünmeye başladım. Bir süredir Windows Xp kullanmak zorunda kaldığımı ve başıma gelenleri daha önce yazmıştım. Film dosyalarıyla uğraşmak çok ekstrem bir iş olmasa da çoğu bilgisayar kullanıcısı bu tür bir programa ihtiyaç duymuyor. Belki internete giren, ofis belgeleriyle uğraşan, ne biliyim müzik dinleyen bir kullanıcı için Windows daha kolaydır dedim ve araştırmaya başladım.

Elimde Acer Aspire 5315 model bir laptop var. Babamın kullanımına tahsis edildiği için içinde pek fazla program yok. Sadece driverları yüklenmiş durumdaydı. Geçmiş zaman olduğu için driverlarını bulmaya harcadığım zamanı hatırlamıyorum ama şimdi kontrol ettim 194 MB’lık bir dosya topluluğu indirmişim. Küçük bir hesapla bu dosyaların indirilmesinin 15 dakika tuttuğunu gördüm. Elbette bu süreye sürücüleri bulmak için harcadığım vakit dahil değil.

15 dakika çok uzun bir süre değil kabul ediyorum ancak şöyle bir durum var; bildiğiniz gibi Windows pekçok donanımı otomatik olarak tanımıyor ve bu donanımlar içinde kablosuz aygıtlar ve ethernet kartları da var. Yani işletim sisteminizi kurduğunuzda internet bağlantınız olmuyor. Ama bizim internetten indirmemiz gereken sürücüler var, ee ne yapacağız şimdi? İnternete bağlı bir bilgisayar bulup sürücülerimizi usb belleğimize atmamız ve kendi bilgisayarımıza kurmamız gerekiyor.

Kullanımı kolay(!) işletim sistemimizi kurmak için bile ne kadar uğraşmamız gerektiğine sadece küçük bir örnek bu yazdıklarım.

Ayrıca ortalama 1 aylık sürede işletim sisteminin kullanılamaz hale geldiğini düşünürseniz ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız sanırım.

Windows XP tecrübelerimi yazmaya devam edeceğim. Bundan sonra ki planım kendi bilgisayarım servisten geldiğinde -ki muhemelen üzerine Vista kurmuş olacaklar- kullanılabilir duruma getirmek için harcayacağım süreyi hesaplamak. Bakalım Vista’mı daha kolay yoksa Pardus mu.

Aslında Linux dünyasıyla tanışalı pek fazla zaman olmadı. Mayıs ayının başından beri Pardus kullanıyorum ama bu kısa sürede Pardus’a ne kadar alıştığımı son zamanlarda daha iyi anlama fırsatım oldu. Bu fırsatı bana sağladığı için Windows Xp’ye teşekkür ediyorum. :)

pardus-tescil_ Pardus kurulumunda kullanıcı dizinini ayrı tuttuğum için olası bir yeniden kurulumda bile herhangi bir veri kaybım olmuyordu. Ayrıca çoğu program kurulu geldiğinden kurulum işlemi bittiğinde hemen kullanmaya başlayabiliyordum. Kurulu olmayan programlar için ise saolsun Pisi imdada yetişiyor.

Bir süredir bilgisayarım bozuk olduğu için babamın bilgisayarını kullanıyorum ve üzerinde ne yazık ki windows xp kurulu. Babam bilgisayarını sadece gazete okumak amaçlı kullandığından sadece ham bir windows kurulumu ona yetiyor. Tabii ki driverlarını binbir zahmetle kurduktan sonra. Nitekim bilgisayarı elime aldığımda neredeyse hiçbir işlemimi yapamadım. Yaklaşık 5 saatlik bir uğraşı sonucunda Xp’nin kullanılabilir hale geldiğini düşünüyordum ki bugün Xp bana resmen nanik yaptı. Blog’a bozuk bilgisayarımın videosunu koymayı düşünürken elimde dönüştürme için gerekli programların olmadığını farkettim. Google’da ücretsiz bir yazılım aramaya koyuldum. yaklaşık 2 saat uğraştıktan sonra işime yarayabilecek bir program bulabildim ama bu arada pek çok virüsle ve ad-ware’le mücadele etmek zorunda kaldım.

Aklıma Pardus günlerim geldi. Gene benzer bir iş için programa ihtiyaç duyduğumda Pisi’ye avi yazmam yeterli olmuştu. Programa ihtiyaç duymam ile programın bilgisayarıma kurulması arasında 5 dakika bile geçmemişti.

Bazen “Neden Pardus kullanıyorsun ki?” diye soranlar oluyor. Genelde güvenlikten, özgür yazılımdan bahsederdim ama bundan sonra ki cevabım şu olacak galiba:

Bir işletim sistemini kurmak için 1 günümü ayıracak kadar bol zamanım yok.

Normal de burada Açık Kaynak ile ilgili haberlere yer vermeye çalışıyorum, ama Arstechnica sitesinde gördüğüm bir haber gerçekten ilgimi çekti ve sizinle paylaşmak istedim. Haber Windows’un ne kadar güvenli(!) bir işletim sistemi olduğuyla ilgili. Henüz GNU/Linux dünyasına katılmadıysanız lütfen haberin devamını okuyun.

panda_cockroaches PandaLabs, 30 milyon’dan fazla kullanıcının Sahte Antivirüs kurbanı olduğunu açıkladı. Bu programlar kullanıcıların kişisel bilgilerini çaldıkları gibi bilgisayar sahiplerinin paralarına da göz dikiyor. Sahte Antivirüs programları yeni bir sorun değil ancak sayıları gitgide artıyor ve başarı(!) oranı yüksek olduğu için dolandırıcıların yeni gözdesi olmuş durumda. Şu anda 7000′den fazla Sahte Antivirüs programı bulunuyor.

Aslında kendisi virüs olan Antivirüs programları yerleştiği bilgisayarda sürekli virüs uyarısı gösteriyor ve kullanıcıları programı almaya zorluyor. Pekçok deneyimli kullanıcı bu uyarıların sahte olduğunu kolayca anlayabiliyor ancak PandaLabs’ın açıklamsına göre uyarıyla karşılaşan kullanıcıların %3 kadarı sahte antivirüs programlarını satın alıyor. Sahte porgramların ortalama 49,95€ lisans(!) bedeli talep ettiği düşünülürse, program yapımcılarının aylık yaklaşık 10 milyon € haksız kazanç sağladıkları ortaya çıkıyor. Elbette bu virüs yapımcılarının dolandırıcı olduğu düşünüldüğünde haksız kazancın bu tutarla sınırlı olmadığını anlamak o kadar da zor değil. Olası kredi kartı sahtecilik eylemleriyle bu tutar hayal sınırlarını bile zorlayan meblağlara yükseliyor.

Sahte Antivirüs programlarının en bilinenleri ve onlardan kurtulma yöntemleri aşağıda yer alıyor.

Eğer bu tür dolandırıcılık eylemlerinin kurbanı olmak istemiyorsanız sizi şuraya alalım

Kaynak: Arstechnica , Ttcshelbyville